Ara
  • Cansu Dağbağlı

Yurtdışından Türkiye Hisleri


Susuyorum. Böyle durumlarda özellikle Facebook’ta sessiz kalmayı tercih ediyorum ama hep gözlemliyorum. Ben paylaşmasam aynı şeyleri listenizdeki 100 kişi daha paylaşıyor zaten. İtiraf ediyorum ben de korktum, hala daha çok korkuyorum ama bunu ifade etmemiz de birilerinin ekmeğine yağ sürüyor mu acaba diye düşünmeden de edemiyorum.

Bir durup düşünürsek bu nefret ortamını yaratan her birimiziz. İnsanlar instagram paylaşımı yapsa suçlu, yapmasa suçlu oluyor, yorumlar hakarete kadar varıyor. Bırakın herkes istediğini paylaşsın, belki de huzur bulmaya çalışıyor? Herkesi ve her şeyi yargılamakla o kadar meşgul ki Türk milleti…

Brezilya’da yaşamaktan öğrendiğim bir şey varsa o da önyargılarımdan kurtulmak oldu, hepsini atabilmiş değilim ama yine de daha hafif hissediyorum. Dışardan nasıl görünürlerse görünsünler insanların içinden geçenleri ve düşüncelerini bilmemiz imkansız. Burada geçirdiğim en zor günlerden birinde, geçen sene dedemi kaybettiğimizde ve ben buradan kalkıp Türkiye’ye gidemediğim için felaket hissederken hiç unutmayacağım bir şey oldu. Evde yalnız kalmayayım diye Renato’nun ısrarlarıyla o günü babannesinin evinde geçirmeye gitmiştim. Bir ara yalnız kaldığımızda bana dedi ki “Güzel kızım ben bir şey duydum, büyüklerinden birini kaybetmişsin. Şimdi biliyorum hayat devam ediyor ve sen bize burada ayak uydurmaya çalışıyorsun, yüzünde gülümseme görüyorum ama çok iyi biliyorum içinde neler yaşadığını, benim de senin için üzgün olduğumu bil ve hep senin yanındayım.”. Bu sözleri üzüntümü geçirmese de bana çok tatlı bir huzur verdi.

Uzakta olmanın da verdiği duygusallıkla çok kırık ve üzgün günler geçiriyorum. Son 5 yılımın 4ünü yurtdışında geçirdim. Malesef ben daha fazla Türkiye’den uzaklaşalım diye düşünemiyorum. Hatta belki de bu üzücü olaylar beni daha çok yakınlaştırıyor olabilir.

Ben son zamanlarda çok denk geldim belki siz de gelmişsinizdir, expatlar tarafından yazılmış yurtdışında yaşamanın artıları ve eksileri, kimsenin bahsetmediği zorluklar vb. yazılara. Hepsi de altına imzamı atabileceğim nitelikte, anlatması çok zor ama hep hissedilen şeyler.

Ben milliyetçi bir insan değilim, yine de Türkiye’de yaşamanın rahatlığını çok özlüyorum. Buradaki rahatlık derken bahsettiğim şeyi anlatmak çok zor, fiziksel şeylerden ve Türkiye’deki hayattan bahsetmiyorum aslında. Ortak bir geçmişi ve kültürü paylaştığınız insanlarla yaşamak bambaşka bir şey. Ben buraya alıştım çoktan evet, ama yine de çoğu expatın dediği gibi bir süre sonra ne kendi ülkenize ne de yaşadığınız ülkeye ait hissedebiliyorsunuz, ikisinin arasında bir yerde kalıyorsunuz.

Diğer konuştuğunuz dile çok hakim olsanız da çevrilemeyecek şeyler var. Kültür ve duygular çevrilemiyor, siz de kendinizi ifade etmeye çalışırken çok yoruluyorsunuz. Bir yandan da kendi ülkenizden kopuyorsunuz, herkes hayatına devam ediyor, arkadaşlarınızdan uzaklaşıyorsunuz, sürekli iletişim halinde olsanız bile tanık olamadığınız bir sürü iyi ve kötü şey oluyor hayatlarında. Arayıp sevdiklerinizin bayramını kutlamak acı veriyor, bazen ufacık bir olay, kardeşinizin mezuniyet balosuna giderkenki halini görememek sizi ağlatıyor. Küçük şeylerden mutlu olmayı ve sevdiklerinizle geçirdiğiniz zamana minnettar olmayı öğreniyorsunuz.

Çok karamsar şeyler yazmamak adına hissettiklerim biraz durulsun diye birkaç gün bekledim bu yazıyı yazmak için ama yine de burada olmaktan mutlu değilmişim gibi görünüyor olabilir. Aslında mutluyum, yaşadığım her deneyim için verdiğim karara yine “iyi ki” diyorum. Yakında ülkeme dönüyorum ve özlemle yazılmış bu yazıdakiler bir süre sonra bana anlamsız gelecek olabilir. Birkaç yıl sonra yine başka bir ülkede yaşamaya karar verecek de olabilirim, hayatın ne getireceği hiç belli olmuyor, bir sene önceki yazımda yazmış olduğum gibi buraya gelmek de zaten hayatımda daha önce hiç yapmadığım türde bir delilikti :)

P.S.: Bu fotoğrafı koymamın sebebi de benim için huzurlu bir geziye ait anıları temsil etmesi, aynı zamanda fotoğraftaki 3 farklı hayvanın mutlu ve mükemmel bir uyumla yaşayabilmesi, biz insanlar da böyle olabilsek keşke.

#hisler

Merhaba,

ben Cansu: İzmir'li, İTÜ'lü, tasarımcı. Küçüklüğümden beri gezmeye ve yemeye ilgili oluşum genlerimden geliyor sanırım. Bunların arkasında yeni şeyler deneyimleme tutkusu yatıyor. Tüm bu istekler dünyayı görmeye başladıktan sonra daha da arttı. 1 senelik Erasmus sırasında gönlümü bir yabancıya kaptırmam da bu farklı deneyimlere daha çok fırsat sağladı denebilir :) Şimdiye kadar bir Work&Travel, bir Erasmus tecrübesi geçirdim ve 2,5 sene Brezilya'da yaşadım. Tüm seyahat deneyimlerini Cansu Wanders'ta toparlıyorum, içimden geldiği gibi yazıyorum, yorumlarınızı beklerim, sevgiler.

 

Hakkımda

© 2010-2020 Cansu Dağbağlı